|
|
|
Enver Çamdal ve Hacer Koca, Camdan Dünyalar
 |
| Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız |
|
Enver Çamdal, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (TGSYO) Dekoratif Resim bölümü mezunu, eşi Hacer Koca ise 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünden mezun... Okulları gereği ellerinde boyalar, fırçalar, tuvaller olması gerekirken tercihleri camdan yana olmuş. Kerpetenler, elmaslar, penselerle camları kesip biçip, üstüste koyup kendi tasarımlarını cam üzerinde uyguluyorlar. Gündoğan’ın hemen girişindeki yeni atölye, sergi salonu ve evlerinden oluşan geniş bir alanda kendi deyişleriyle ismi olmayan “Sanat Atölyesi”nde hem üretiyorlar, hem sergiliyorlar...
“1952 Kayseri doğumluyum. Köy çocuğuyum. İlkokul, ortaokul, öğretmen okulu derken hayatımın çizgisi belli olmaya başladı. Öğretmen okulunda yetenekli öğrenciler belirlenirdi. Ben bu seçilen öğrencilerden biriydim ve İstanbul'daki sınava gönderildim. Sınavı kazanınca İstanbul Çapa İlköğretmen Okuluna girdim. Diğer derslerin yanında haftada 1,5 gün ayrıca resim dersi görüyorduk. Okul bitince köy ilkokul öğretmeni oluyorsun. Ortaokulda resim öğretmeni yoksa yardımcı öğretmen olarak derslere giriyorsun. Mezun olduğum yıl 18 yaşımı doldurmadığım için tayin edilemedim. İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okuluna girdim. Bir yıl sonra yaşım dolmuştu ve beni Kayserinin Develi kazası - Yeniköy'üne tayin ettiler. İki ay köy öğretmenliği yapıp istifa ettim ve okuluma döndüm. 4 yıllık eğitimden sonra serbest olarak çalışmaya başladım.
Klasik resim eğitiminin yanında, sanatı halka açık yerlere de götürebilmek amacını taşıyan bir okuldu Tatbiki Güzel Sanatlar... Bu nedenle pek çok farklı teknik öğretildi bize; Mozaik, fresko, değişik malzemelerle kabartmalar, rölyefler... Bu yüzden çok yönlü bir sanatçı oldum. Seramik, heykel,mozaik gibi pekçok dalda eserler verdim.” diye anlatıyor kendini Enver Çamdal. Mütavazı, yaptığı işi ön plana çıkarmayan ama geçmişine baktığınızda hayli yoğun bir üretim, hayli seçkin işler gözümümüzün önüne seriliveriyor. “1974 yılında Ankara İş Bankası Merkez binası için bir yarışma açıldı. Bakır dövme bir pano isteniyordu. Proje yarışmasında büyük ödülü kazandım. Ödül de büyük paraydı; 10.000 lira ödül aldım. Bu, bir senelik kiramızdan fazlaydı. Oturduğumuz dairenin kirası 700 liraydı.” Öncelikle dil kurslarına gitmek istediğim için İngiltere’ye gittim. Karnımızı da doyurmak gerekiyordu tabii. Londra'daki Coven Garden denen merkezde, cumartesi, pazar günleri el sanatları sergileniyordu. Herkes kendine özgü ürettiği işleri sergiliyor burada. Ama herkese izin vermiyorlar. Önce yaptığınız işlere bakıyorlar, eğer özgün olduğuna karar verilirse, size bir stand kiralıyorlar. Burada benim de bir standım vardı. Çeşitli hediyelik eşyalar, özgün cam lâmbalar gibi şeyler satardım. Bu böyle bir yıl sürdü. 1982'de Batı Avustralya'ya gittim. Eyaletin baş şehri Perth'e yerleştim. Bir yıl sonra Sydney'e geçtim. Orada işleyiş şöyle; örneğin bir belediye, meydanına bir proje yaptırmak istiyorsa gazetelere ilan veriyor. Sanatçılar çeşitli projeler hazırlayıp, dosyalarını gönderiyorlar. İlk elemeden sonra 3-5 proje kalıyor. Onlara belli bir proje parası ödenerek ayrıntılı proje hazırlamaları isteniyor. Sonunda birisi yarışmayı kazanıyor. Ama diğerlerine de proje parası ödendiği için emekleri boşa gitmiyor. Ben Kültür Bakanlığı’nın açtığı bir yarışmada, sanatçıyı desteklemek için verilen grant aldım. Bu; sunduğunuz projeye olumlu baktıklarında, onu gerçekleştirebilmeniz için desteklemek amacıyla verilen bir tür destek bursu. Proje bir dizi mozaik çalışmasıydı. Altı adet pano yaptım. Türk sanatçılardan oluşan beş kişilik bir sanatçı grubumuz vardı. Dokuz aylık bir çalışma yaptık. Herkes kendi özgün çalışmasını yaptı; Seramik, resim, bakır dövme gibi... O ürünlerle sergi açıldı. Avustralya'yı dolaşan Türk sanatçıları sergisiydi. Victoria Eyaletinin tüm merkezlerini dolaştık. Yabancı bir ülkede girdiğimiz her yarışmayı kazandık. Kişisel olarak veya grup arkadaşlarımla birlikte pekçok projeye imza attık. Gerçekten onlarca, yüzlerce sene kalacak olan eserler bıraktık. “Public art” yani; halka açık yerlere yapılan sanat eserlerine çok önem veriyor yabancılar. Pekçok sanat akademisinde “Çevresel Sanat” diye bir ders var. Sydney'deki meşhur Bondi semti 1 km uzunluğunda bir bulvardır. 15-20 metre genişliğinde kaldırımları vardır. Üzerinde cafeler, restoranlar, alışveriş merkezleri yer alır . Bulvarın hemen önünde 2 km uzunluğunda bir plaj uzanır. Festivaller burada yapılır. Sydney'de gerçekleşen Dünya Olimpiyatlarında plaj voleybol karşılaşmaları orada yapıldı. Bu gerçekten önemli bir projeydi. Oturma grupları, göbekler, aydınlatma lambaları çok ince ayrıntılarla dolu. Bulvardaki tüm eserler neredeyse bizim ürünümüzdü. Avustralya’da 18 yıl kaldıktan sonra tatil için Türkiye ye gelmiştim. O sırada deprem oldu. Ülkeme dönme kararı aldım. “şimdi tam zamanı” diye düşündüm. Aslında pek de uygun bir zaman seçmemişim galiba. Türkiye ekonomik krizde. Kurumlar, özel şirketler siparişler verdiler. Pekçok proje hazırladım, almadılar. Bir telefon edip, “size proje hazırlattık ama kusura bakmayın, ekonomik kriz nedeniyle yaptıramayacağız” bile demediler. Verdikleri randevulara bile gelmediler. Ülkemdeki bu ahlaki yozlaşma beni çok üzdü. (İzmir Agora Alışveriş Merkezi, Ankara Armada Alışveriş Merkezi projeleri hazırlanıp gerçekleşmeyen projeler arasında)
Avustralya'dan Türkiye'ye geldiği 2000 yılından bu yana İzmir'de kurduğu Enver Çamdal Güzel Sanatlar Atölyesinde gerçekleştiremedikleri bir yana, güzel eserlere de imza atmış; İzmir Şirinyer Devlet Hastanesine yaptığı panolar, İzmir Şifa Hastanesine yaptığı panolar, İzmir'de bir villanın tavan aydınlatma panoları, Fatih Terim'in Türkbükü'ndeki evine yaptığı cam vitraylar bunlardan birkaçı...
“Yeni projeler üretmek” diyor yeni bir heyecanla. “Bodrumdaki mimarlarla tanışmak istiyorum. Yeni binalara, otellere, özellikle de halka açık alanlardaki eserlere imza atmak istiyorum. En büyük düşüm bu“
Yeni atölyeleri ile ilgili olarak sözü Hacer Koca alıyor ve anlatıyor...
“Bu atölye bizim için çok özel çünkü bu öyle bir şey ki tıpkı bir çocuk gibi, çocuğumuz gibi oldu bizim için. Beraber büyüttük burayı işlerimizle. Yaktığımız her fırın bize yeni tecrübeler verdi ve her tecrübe işlerimize yansıyıp onları biraz daha büyüttü. Onlar büyüdükçe biz onları daha da çok sevdik. Her tecrübenin her çalışmanın üstüne yeni bir şeyler ekledik ve sabahı edemez olduk bazen. Acaba yarın fırından ne çıkar? merakıyla.. On yıldır merak etmediğimiz bir tek fırın bile olmadı. Atölyemizde ürettiğimiz her ürün, bizim için çok değerli... Camın sınırlarını sonuna kadar zorluyoruz… Pano çalışmaları, vitray ve mozaik işleri yanında cam fayans ve bordür çalışmalarına başladık ve çok iyi sonuçlar alıyoruz. Küçük, fonksiyonel ve dekoratif amaçlı çalışmalarımızda, küçük büyük çıkardığımız bütün ürünlerde kendine özgü bir yan mevcut. Çünkü her birini resim olarak görüyor ve imzamızı atıyoruz.. Çıkan her ürün tecrübemizin ve heyecanımızın sonucudur.. Şimdi atölyemiz ve bizle birlikte oğlumuz Toprak da üretime katılmaya başladı ve öyle görünüyor ki o çok daha iyi işler çıkaracak.”
Bu yazı kişi tarafından okunmuştur. |
|
Sayfalar
|
|
|
 |
Michael Jackson: Pop Kültürünün en son yıldızı. Ölümünün ardından Bodrum Sanat'ta Michael Jackson ile ilgili iki sayfalık bir yazı yayınlandı
Bodrum'un tüm sanat hareketlerini, sanat insanlarını bünyesinde toplayan BodrumSanat Dergisi periyodik olarak Bodrumlife Publications tarafından yayınlanmaktadır.
Online olarak da yayınlanan BodrumSanat dergisini
www.bodrumsanat.com adresinde
okuyabilir, inceleyebilirsiniz.
BodrumSanat dergisi Bodrum'da tüm bayilerde. İmge ve D&R kitapevlerinde,Dibeklihan Sanat Köyünde, havaalanında satılmaktadır. İmge kitabevinden
online olarak satınalabilirsiniz. |
|
|
|