Uyanışlar - Bodrum Life Bodrumlife Bodrum Dergisi

BodrumSanat Dergisi Sayı 11
07.09.2010

Bodrumlife Ana Sayfa bodrumda Nereye Gidilir Bodrumlifw English PAGES
Bodrumlife Mayıs-Haziran 2008

İÇERİK

okTiti, sergisini G-Mall G-Art'da açıyorempty
empty
ok"Okuyucu" The Reader filmi üzerineempty
empty
okMuğla Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencilerinden Yılsonu Sergisi empty
empty
okDerida ve Foucault’un Mas... yon Çocukları...empty
empty
okUyanışlarempty
empty
okRessam Ramazan Bayrakoğlu ile söylesiempty
empty
okDibeklihan Sanat Köyüempty
empty
okYüksek Sadakat, Yüksek Çözünürlük… Müzik ve görüntü üzerine biraz karmaşık bir yazı.empty
empty
okEnver Çamdal ve Hacer Koca, Camdan Dünyalarempty
empty
okYeni BodrumBelediye Başkanı Mehmet Kocadon “Bodrum ruhunu sanatçılarla yeniden kazanacak” diyorempty
empty

 

 

Uyanışlar
Uyanışlar
Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız
Nilgün Yüksel

Obama Türkiye’ye geldi, beraberine getirdiği koca saksıyı da kafamıza fırlatıp gitti. Hatta yıllardır ne kadar da ılımlı İslam olduğumuzu söyleyen büyük birader birdenbire Atatürk’ü hatırlayıverdi. Bundan sonra Amerikalılar da zorda kalınca Atatürk’e mi sığınacak ne?


Türkiye bu saksıdan sonra uyanır mı dersiniz? Gerçi uykumuz ağırdır bizim başımıza ne taşlar düştü kılımız kıpırdamadı. Saksı ne ki?


Bakınız şimdi uyanmak deyince aklıma dünyadaki uyanışlar geldi. Bu tabi, Özal sonrası bizim uyanmamıza benzemiyor. “Uyanık ol”, “Aç gözünü” anlamında ekonomiyi tersten okuyan gelişmekte olan ülkelerinki gibi değil yani. Zaten bir zamanlar gelişmekte olmak diye bir kavram da yoktu.


Hani hepimizin bütün insanlığın uykuya yattığını sandığı “Karanlık Çağ” diye bir dönem vardır. Efendim sonra Rönesans, Reform oldu. Periler gökyüzünden indi. Sihirli değnekleriyle her bir kimsenin kafasına kafasına vurdu. İnsanlık birdenbire aydınlandı. Ah bir de ezber bozan periler olsa.


Bir kere o “Karanlık Çağ” dediğimiz hemen Rönesans öncesi değildi. Aslında bu çağ Kavimler Göçü ile başlamıştı. Biz Türkler’in dünya tarihine yaptığı büyük katkı. Hani İskender Batı’dan Doğu’ya Dünya fethine çıkmıştı da bu arada savaşlardan başını kaldırıp biraz boş zaman bulan insanlık, Helenizm felsefesini ve sanatını bulmuştu ya. İşte kavimler göçü sırasında da daha önce bulduklarını bir güzel kaybetti. Kültürler, sanat eserleri birbirine karıştı. Yollarda düştüler, denizlere gömüldüler. Böylece sanat tarihçilerini uğraştıracak, neyin nerede olduğunu yeniden tasniflemek zorunda bırakacak karanlık çağ başladı. Ve bu toplumlar yerine oturuncaya kadar uzun yıllar sürdü. Kolay değil, toplumların üretimlerini kaybederseniz düşüncelerini de kaybedersiniz. Bunun için günümüzde üretmek adına bir türlü gerekli enerjiyi bulamayan toplumlara bakmamız yeterli değil mi?


Bugün hala ısrarla gelişmekte olan doğu halkları bin beş yüz yıl kadar öce daha önce yaptıklarına öyle bir göz atmış ve dünyanın düşünsel, ekonomik, teknik anamda gelişmesini sağlayacak sistemin temellerini atmaya başlamıştı. Uzunca bir süre koştuktan sonra yoruldu ve bin yıllık uzun uykusuna yattı.


Bu arada Batı Doğu’nun felsefesini almış, içinden özgür düşünceyi ayıklamış ve topluma dayatacağı Skolastik felsefeyi yaratmıştı. Aynı zamanda baskıcı kilisenin manastırlarında kahraman rahipler ile bugün bakirelik yemini dışında adları pek anılmayan rahibeler, ortaçağ Avrupa’sının entelektüel sınıfını oluşturmuş, kilisenin parçaladıklarını yaptıkları çevirilerle durmadan birleştirmeye çalışıyorlardı. Eh, tabii ki hayranlıkla andığımız Galileolar, Lutherler, Leonardalar sihirbazın şapkasından çıkmadı. Kilisenin engizisyonu kurması bir şeyi değiştirmedi. Zemberek bir kez boşalmıştı ve Batı daha sonra bütün insanlığa dayatacağı felsefesini yaratmaya başlamıştı. Büyük uyanış bu olsa gerek. Yaptıklarını unutmamak, kimsenin de unutmasına izin vermemek…


Bir de kadınlar vardı. Her başarılı erkeğin arkasından desteğini esirgemeyen ve sürekli kösteklenen… Bir zamanlar Anadolu’da Tanrıça, doğuda devletlerin başındaydılar. Ömer Hayyam yıldızlara bakarken Cihan şiirler yazıyordu. Yine bu topraklardan Erguvan Hatun kişiliğinin gücünü, sözünü sakınmadığı dizelerinde gösteriyordu. Hani manastırlarda çeviri yapan adsız rahibeler vardı ya, Rönesans döneminden tek bir kadın adı geliyor mu aklınıza? Ben bir tane biliyorum. Artemisia Gentileschi…. Resimler yaptı. Ancak 20. yüzyılda fark edilebildi. Galiba bu dünyada kadınlar daha çabuk unutuldu ve kendilerini yeniden hatırlatmak için uzun süre beklemeleri gerekti. Anais Nin, Virginia Woolf, Rusya’nın devrimci kadın sanatçıları ve Amerika’nın feminist toplulukları adlarını tek tek sayamayacağımız binlerce kadın insanlığın öteki yanının uyanışını temsil ettiler.


Yazıyla Obama ile başladık ya, Amerika’nın zencileri henüz otobüslerde yer bulamazken Harlem Rönesansı’nı yaratmışlardı. Bilie Holiday, Langston Hughes, siyah resim, kara tiyatro… Çığlık çığlığa biz de varız diye bağırıyorlar ve kendilerini görünür kılıyorlardı. Sonra onlardan biri Amerika’nın bakanı oldu. Elinde koca bir saksıyla Türkiye’ye geldi. Lütfen gazeteleri açıp söylediklerine bir göz atınız. Geçmişini, yaptıklarını, değerlerini, kültürlerini, sanatlarını, birlikte yaşadıkları farklı kimlikleri önemsemeyen toplumlar başkalarının hatırlatmalarına ihtiyaç duyarlar.


İyi uykular…



Bu yazı 378 kişi tarafından okunmuştur.
Bu haberi arkadaşınıza gönderiniz

 

 

 

 

 



 

Sayfalar

 

 
MichaelJacson'ın ölümünün ardından yazılan bir tür ağıt. Necip Damar tarafından kaleme alındı.

Michael Jackson: Pop Kültürünün en son yıldızı. Ölümünün ardından Bodrum Sanat'ta Michael Jackson ile ilgili iki sayfalık bir yazı yayınlandı

Bodrum'un tüm sanat hareketlerini, sanat insanlarını bünyesinde toplayan BodrumSanat Dergisi periyodik olarak Bodrumlife Publications tarafından yayınlanmaktadır.
Online olarak da yayınlanan BodrumSanat dergisini
www.bodrumsanat.com adresinde
okuyabilir, inceleyebilirsiniz.
BodrumSanat dergisi Bodrum'da tüm bayilerde. İmge ve D&R kitapevlerinde,Dibeklihan Sanat Köyünde, havaalanında satılmaktadır. İmge kitabevinden
online olarak satınalabilirsiniz.

 

BODRUM YAŞAMINA YENİ BİR RENK DAHA. BODRUM DAY & NIGHT .YAKINDA... HERKESİN DİLİNDE bodrumlife publicationsBodrum day and night