|
|
|
Derida ve Foucault’un Mas... yon Çocukları...
 |
| Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız |
|
Kocadağ’ın yeşil eteğinde sarı sabır çiçeklerinin arasına oturup boynumu denize sündürdüm. Sesime ağlamaklı bir düzen vererek konuşmaya başladım. Arıların uğultusu sanki yeraltından geliyor, kelebekler sessizce uçuşuyor, tepenin üstünde keklikler ötüyor.
İşte böyle sevgili dostum deniz, diye başlıyorum söze, boynumu çiçeklerin arasından daha da sündürerek. Bir tuval resmi, bir tuval resmidir değil mi? Çağdaş bir ürün… ama bunlar ne diyorlar? Yok, Derida’nın yaşamsal tutangacından arda kalan ve Foucault’nun metafizik gerçeğinin altını çizerek şunu diyorum ki, bu resim, Hegel’in az bulunur söylemiyle Platon’un devletçiliğine dek uzanır ve Aristo mantığına göndermeler yapar.
Şimdi ben sana soruyorum dostum deniz, bir resmin Marks’ın artık değeriyle, ailenin özel mülkiyet hırsıyla ne ilgisi olabilir? Bir de müthiş atmasyonlarda bulunuyorlar. “Sanatçı ikizleri ikizleştiriyor.” Yok ya, demez misin buna? Başka biri ise şöyle atıyor; “Sanatçı derinin kılcal damarlarından derinin altına kayarak, oradaki kanla besleniyor ve Derida’nın da dediği gibi insan yapısı içindeki damarların yüz binlerce kilometreyi bulan labirentinin karanlık dehlizlerinde Foucault’nun izlerini arıyor.” Şimdi sen buna ‘anan güzel mi?’ diyerek takılmaz mısın? Takılırsın. Tabii ki bir resmin anlatımı vardır, elbette ama, bu formlardan başlar, çizgisiyle, renkleriyle sanatçının yaratmaya çalıştığı görselliğe kadar uzanır. Şu kelebek denli, şu arılar, çiçekler denli yaşamsaldır. Bir sözdür, ama kelimesi yoktur. Ressam resmi rasgele mi boyamış? Aykırı rengi bilerek mi koymuş oraya? İşin içine kafa, el işbirliği girmiş mi yoksa sanatın evrelerini bilmeyen cahil bir ressam mıdır? Bunları sen de bilirsin.
Çalının arkasından çıkarak kıyıya iniyorum. Deniz minik, yorgun dalgalarla konuşmaya çalışıyor ama, başaramıyor. “Niye konuşmuyorsun dostum?” diyorum. Eğilip iki elimle yorgun dalgayı okşuyorum. Zorlukla, “Yordular beni uzun adam” diyor. “Boğdular beni. Dibimi bir görsen; plastik serili. Tüm dibimi kapladılar. Soluk alamıyorum. Yosunlarım öldü, beni temizleyen balıklarım öldü. Rengim karardı. Sen kalkmışsın benden sanat konuşmamı istiyorsun. Biliyorum uzun yıllar önce resimlerini getirip bana gösterirdin. Seninle güzel güzel tartışırdık ama şimdi buna gücüm yok. Şunu gözden kaçırma. Sen az gelişmiş bir yerde yaşıyorsun. Geçmişine bak, din, inanç etmenini göz ardı etme. Kadınların altından develeri alıp onları çölde yaya bırakan bir kavmin tosunlarısınız. Birkaç örneği dışında bu hamurdan nasıl bir ekmek yapmayı düşlüyorsun ki? Derida’nın Foucault’nun mas……yon çocukları. Kimi müze müdürü olur, kimi üniversitede hoca olur, bir kavmin ahlakında yuvarlanır gidersiniz.” Denizin söyledikleri bana çok kötü koyuyor. Soluk alamayışına bakıp öfkeleniyorum. Çaresizliğimin ardından bir ağlamak, bir ağlamak geliyor, koyveriyorum kendimi kumların içine zırlaya zırlaya ağlıyorum. Kelebekler uçmuyor, arıların uğultusu kesiliyor, keklikler ötmüyor, sarı sabır çiçekleri boyunlarını büküyor. Deniz dalgalarını usulca çekip benden uzaklaşıyor. Gözyaşlarım kavruk bağrıma doğru akıyor. “Ulan uzun adam berbat ettin tabiatı” diye inliyorum.
Güneş Kocadağ’ın üstüne çakılmış, batmıyor.
Ali Atmaca 11 Nisan 2009
Bu yazı kişi tarafından okunmuştur. |
|
Sayfalar
|
|
|
 |
Michael Jackson: Pop Kültürünün en son yıldızı. Ölümünün ardından Bodrum Sanat'ta Michael Jackson ile ilgili iki sayfalık bir yazı yayınlandı
Bodrum'un tüm sanat hareketlerini, sanat insanlarını bünyesinde toplayan BodrumSanat Dergisi periyodik olarak Bodrumlife Publications tarafından yayınlanmaktadır.
Online olarak da yayınlanan BodrumSanat dergisini
www.bodrumsanat.com adresinde
okuyabilir, inceleyebilirsiniz.
BodrumSanat dergisi Bodrum'da tüm bayilerde. İmge ve D&R kitapevlerinde,Dibeklihan Sanat Köyünde, havaalanında satılmaktadır. İmge kitabevinden
online olarak satınalabilirsiniz. |
|
|
|