Gülsin Onay ile Söyleşi - Bodrumlife Dergisi Haziran Temmuz 2008
Gülsin Onay ile Söyleşi - Bodrum Life Bodrumlife Bodrum Dergisi

Bodrumlife 06 2008
07.09.2010

Bodrumlife Ana Sayfa bodrumda Nereye Gidilir Bodrumlifw English PAGES
 
Bodrumlife Mayıs-Haziran 2008

İÇERİK

okBodrum’un en uzun soluklu sanat etkinliği “Bodrum Uluslararası Bale Festivali” nin bu yıl yedincisi gerçekleşecek. empty
empty
okGülsin Onay ile Söyleşiempty
empty

 

 

Gülsin Onay ile Söyleşi
Gülsin Onay ile Söyleşi
Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız
Söyleşi: İkbal Çiğdem Damar

Gülsin Onay Bodrum’da yaşayan herkes için “içlerinden biri”... Yine Bodrum’da yaşayan herkes için “içlerinde yaşayan bir dünya yıldızı”...  Bodrum’u varlığıyla onurlandıran, Bodrum’daki müzik olaylarına ustalığıyla renk ve değer katan bir sanatçı... Vakit bulduğunda bir ayağını Bodrum’dan eksik etmeyen bir Bodrum aşığı aynı zamanda... Gülsin Onay’a 28 Haziran’da  İngiltere Chopin Cemiyeti tarafından düzenlenen Uluslararası Piyano Festivali açılış konserinden önce ulaşarak  birsöyleşi gerçekleştirdik...  Sorularımızı ardarda sorduk...


Onca sıkışıklığının arasında uzun uzun yanıtladı bizi...

Bir sanatçı olarak Bodrum’a özel ilgi duyduğunuzu Bodrum’da yaşayan herkes hissediyor. Bu ilgiyi sizde ne yaratıyor ve geliştiriyor? Bodrum için neredeyse mevcut tüm projelerin içinde yer alıyorsunuz...


Çocukluğumun geçtiği Erenköy’deki köşkte anneannemin
özel ihtimam gösterdiği büyük bahçe benim anılarımda hâlâ önemli bir yer tutar. Tabiat sevgim ta o yıllardan kaldı. Cambridge’deki evimde, tabii iklim koşulları orada daha da uygun, büyük bir bahçem var. Bodrum’daki evim de çok güzel, yemyeşil bir sitede.
Herhalde benim için en önemli tarafı doğal güzellikleri Bodrum’un; bitki yapısı, iklimi, denizi… Her şeyiyle beni tutkuyla bağladı. Daha önceleri de tatile gelirdim ama 15 yıl önce bu evi alınca yaz aylarında kalış sürelerim uzadı ve sıklaştı. Bodrum’daki dinleyiciyle özel bir bağ kuruldu aramızda gerçekten. Bunu büyük bir mutluluk ve minnetle hissediyorum! Bodrum’da genellikle yazın resitaller veriyorum ve festivallere katılıyorum. Herkesin tatil havasında olması, belki şehirde koşturarak yorgun argın yetişebildikleri böyle etkinlere rahat rahat gitmeleri onların aldığı keyfi de arttırıyor. Ayrıca Bodrum’un birbirinden güzel mekanları doğal, mimari, tarihi dokusuyla hepimizin aldığı sanatsal tatmini daha da bütüncül kılıyor. Buradaki her konserimde bir bayram buluşması coşkusu yaşıyorum!


Sanatçı olarak gelişmekte olan havayı en iyi siz algılayabilirsiniz. Sizce sanat açısından ümit vadeden bir durumda mı Bodrum?


Bodrum’da büyük bir potansiyel var. Burası deniz ve güneşinin yanı sıra tarihiyle de hem yerli hem yabancı turistleri çekiyor. Bodrum’a gelen, kültüre ve sanata meraklı bu kitleyi iyi değerlendirmek, yüreklendirmek lâzım ve kaliteli etkinliklerle bunun büyük ölçüde başarıldığına inanıyorum. Her konuda dev atılımlar hızla artıyor. Gelecek için bu olumlu gelişmelerin sadece Bodrum adına değil, tüm ülkemiz adına çok ümit verici olduğunu düşünüyorum.


Bir piyano virtuozu olarak eksiklikleri var mı Bodrum’un? Sizi yeterince tatmin ediyor mu size sunulanlar? Bunu sorarken kastım örneğin dünyadaki diğer büyük virtüözleri de ağırlayabilir mi Bodrum... Böyle bir altyapısı ve dinleyicisi var mı size göre dışarıdan baktığınızda?  Yapısal olarak, akustik olarak, dinleyici olarak Bodrumlulara düşen bir şeyler var mı?


Yazın yapılan organizasyonlar buranın yerleşik olanaklarından farklı tabii. Ayrıca açık hava mekanları kullanılabiliyor. Kışın ise Bodrum’da bir iki kez konser verdim sadece. Sonuncusu geçen sene 29 Ekim resitaliydi; Marmara Koleji’nin salonunda yapıldı. Çok güzel bir konser oldu. Bodrumluların ilgisi ve dikkati buranın kış aylarında da değerlendirilebilecek önemli bir potansiyeli olduğunun çok iyi bir göstergesiydi. Artık Bodrum’un yıl boyunca düzenli konserlere ev sahipliği yapabilecek bir salona sahip olmasının zamanı geldiğini düşünüyorum.
Diğer yandan böyle organizasyonlar için sponsorlar gerekiyor. Tatil beldelerinde ise turizm sezonu dışında sponsor bulmak iyice güç olabiliyor. Ancak, turizmi 12 aya yayma çabaları yönünde kültürel etkinliklerin önemli katkısı olacaktır. Yani burada iyi bir konser salonu, düzenli konserler hem yerleşikler hem de turistler için  cazibe unsuru olacaktır.
Dünya çapındaki büyük virtuozların Bodrum’a âşık olacaklarından ise hiç şüphem yok. Biz bunu yıllardır Gümüşlük Festivali’nde yaşıyoruz!


Bodrum’da çalarken sizi rahatsız eden şeyler oluyor mu? Dinleyicilerin davranışları, çevre, gürültü... Yani içinizden keşke şu ortam yerine şöyle olsaydı dediğiniz oluyor mu?


Bu gibi ufak tefek aksilikler her yerde olabiliyor. Bodrum’da çok ender geldi başıma; genelde son derece dikkatli ve konsantrasyonu yüksek bir dinleyici ile karşılaştım.
Çevre etkenleri ve gürültü açısından ise yetkililerin gösterdikleri özen gerçekten mutluluk verici. Antik tiyatrodaki konserimde trafik polisleri bütün akşam görev yaptı; yoldan geçen araçların korna çalmasını engellediler. Yalıkavak’taki konserimde belediye civar eğlence yerlerindeki müziği kıstırdı.


Bodrum dinleyicisi nasıl? Örneğin Bodrum dinleyicisi için çalacağınız parçaları seçerken dikkat ettiğiniz bir şeyler oluyor mu... Hani, bu seyirciye ağır gelebilir; fazla teknik, sıkıcı olabilir gibi... Yani müzik dinleyicisi Bodrum’da sizce seviye olarak nerelerde?


Eser seçimi konusunda, örneğin Eklisia’da çaldığım zamanlar birçok komplike eseri rahatlıkla programıma alıyorum ve dünya standartlarında bir dinleyici kitlesine bunları sunmanın keyfini yaşıyorum! Bodrum’un dinleyicisi çok özel ve bu değerlendirmemi sadece tatile gelenlerle sınırlamıyorum.


Bodrum’da birçok festivale ve konsere katılıyorsunuz. Bunları yurtdışındaki festivallerle karşılaştırabilir misiniz?


Bodrum’daki festivallerin en büyük farkı, böylesine büyüleyici doğal ve tarihi değerlerin sanatla buluştuğu bir ortama sahip olmaları. Mükemmel akustiğe sahip bir salonun sanatçılara ve müzikseverlere verdiği haz kadar antik bir mekanda veya deniz kenarında, yıldızların altında dinlenen müzik de inanılmaz bir büyüye kavuşuyor. Bu avantajlarıyla Bodrum’un kısa sürede dünyanın sayılı sanat merkezlerinden birine dönüşeceğini göreceğimizi tahmin ediyorum.
Halen Bodrum yarımadasında gerçekleştirilen festivaller programları ile zaten yurtdışındakilerle boy ölçüşebilir nitelikte ve uluslararası sanat camiasında ses getiriyorlar.


Mesut Bey neredeyse 20 yıldır Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’ni bugünkü durumuna getirmek için uğraşıyordu. Küçücük Eklisia’dan bugün Kale’de konser verilecek duruma gelindi. Sizin katkılarınız neler oldu bu festivale?


Ben Eklisia’nın küçüklüğünü bir dezavantaj olarak görmüyorum. Aksine, o ayrı bir büyüleyici akustiğe sahip çok özel bir mekan. Yurtdışına baktığınızda da birçok festivalde büyük salonların yanı sıra tarihi karaktere sahip, müziğe ev sahipliği yapabilecek kalitede küçük mekanlara rastlarsınız. Eklisia bizim yuvamız; orada müziği yaratmanın ve paylaşmanın zevki bambaşka. Bu festivalin ruhunu Eklisia veriyor, diyebilirim. Bodrum merkezdeki ilk konserimizi antik tiyatroda iki yıl önce gerçekleştirmiştik. Şimdi kalede iki konserimiz olacak. Tabii, böyle görkemli mekanlarda dinleyicilerle buluşmak da ayrı bir mutluluk, özel bir deneyim hepimiz için.
Eren Levendoğlu altı yıl önce beni arayıp bir festival projesinden bahsetti. Altı hafta sonra konser verebilecek sanatçılar bulabilir miyiz, diye sordu. Önce şaşkınlıkla bunun bir ütopya olduğunu söyledim ancak mekanı ve ortamı görünce çarpıldım. Hemen işe koyulup o gün yükselen ve bugüne kadar da dinmeyen tutkulu bir heyecanla programı oluşturdum. Netice muhteşem bir piyano festivali oldu! Örneğin, İdil Biret ve Hüseyin Sermet çok az zaman olmasına rağmen beni kırmayıp geldiler. Eklisia’nın bahçesine taşan inanılmaz coşkulu bir dinleyiciye çok farklı eserlerden oluşan zengin bir programla unutulmaz müzik şölenleri sunduk. Bu arada, bahçenin de tarihi kilisenin içi kadar uygun bir ortama sahip olduğunu ve dinleyicilerin bu mekanda çok mutlu olduklarını belirtmeliyim.
O günden beri her sene, mütevazı şartlarımızı kabul eden dünya çapında üne sahip virtuoz arkadaşlarım konuğumuz oluyor.


“Gümüşlük Festivali’ni anlatın” deseler neler söylerdiniz...


Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’nin belki de en önemli özelliği, sanatçılar için ilham verici bir ortam oluşturması. Buraya gelen virtuozlar dünyanın pek çok yerinde; büyük salonlarında, önemli festivallerinde çalmışlar. Ancak hemen hepsi burada bulundukları süre içerisinde –yaklaşık bir hafta kalarak Eklisia Yaz Müzik Okulu kapsamında ustalık sınıfları da gerçekleştiriyorlar – çok özel bir deneyim yaşadıklarını ifade ediyorlar. Profesyonel çıtası çok yüksek ancak amatör ruhu çok zengin bir festival diyebilirim.


Bu yıl festivalin açılış konserini Kale’de veriyorsunuz. Resitallerde ilgiyi toplamak bize göre hayli güç geliyor... Bu size göre de böyle midir? Tek başınıza ve piyanonuz ile baş başasınız ve herkes sizi izliyor, dinliyor. Nasıl bir duygudur bu... Bu tür resitallerde parça seçimine farklı bir özen gösteriyor musunuz?



Kale’de resital fikri biraz tüylerimi ürpertiyor açıkçası. Ancak mekanın büyüklüğünden kaynaklanan korkudan ziyade ihtişamından dolayı bir heyecan var bu duygumda… Kale’nin kapasitesi sanırım 1000’in altında. Bugüne kadar çeşitli ülkelerde daha büyük mekanlarda resitaller verdim. Resitale ilgi genellikle biraz daha kısıtlı kalsa da çoğu tamamen doluydu.
Dinleyici ister bir düzine olsun, isterse binlerce, karşılıklı etkileşiminiz önemli. Sahneye çıktığınız anda zaten müziğe dalıyorsunuz, başka evrenlere yelken açıyorsunuz. Bu noktada izlendiğiniz değil, birlikte nefes aldığınız duygusuyla devam ediyorsunuz yolunuza. 
Piyanoya oturduğumda kendimi tek başına hissetmiyorum! Almanya’daki bir resitalim hakkında “orkestra etkisi yaratıyor” diye yazmıştı bir müzik eleştirmeni. Bu, tekniği olduğu kadar müzikal anlayışı da kapsayan bir değerlendirme aslında. Ben eserlerin içindeki zenginlikleri keşfe çıktığımda hep çoğaldığımı, herkesi ve her şeyi kucakladığımı hissediyorum.
Kale için romantik piyano müziği eserleri seçtim. Özellikle o atmosferde sizi alıp götürecek müzikler… Chopin, Schumann, Liszt gibi bestecilerin Bodrum gecesine çok yakıştığını düşünüyorum.

D-Marin’de de bir Klasik Müzik Festivali var, ardından Bale Festivali... Bodrum biraz şanslı gibi... Biz dinleyiciler seviniyoruz. Siz sanatçılar bu tür olayları nasıl karşılarsınız? Mesela şimdi Gümüşlük Festivali’nin içinde olmasanız neler hissederdiniz?


D-Marin’de geçtiğimiz senelerde çaldım ve dinleyici olarak da konserlerine hep katılıyorum. Bale Festivali’nin de hepsini olamasa da çeşitli etkinliklerini takip ediyorum. Şunu söyleyebilirim: Tatil programımı yaparken bu festivallerin tarihlerini göz önünde bulunduruyorum! İcracı veya dinleyici, tüm müzikseverler için heyecan verici etkinlikler bunlar.


Bu yılınız nasıl geçti? Gelecek yarısında yeni neler var sanat yaşamınızda?


Bu yıl bir iki aylık bir aranın dışında – sağlık nedeniyle – son derece yoğun geçti. Türkiye’nin yanı sıra, yurtdışında konserlerim oldu. Odessa’ya ilk defa gittim. Londra’da Chopin Festivali’nin açılışını yaptım. Miami Piyano Yaz Festivali kapsamında İtalya’da üç gün arka arkaya çaldım. Gümüşlük’ten sonra KotorArt Festivali’ne katılacağım. Sezon ilk yarısında ise İngiltere, Norveç, Makedonya, Taipei, Fransa turnelerim var. Ayrıca Arjantin’e ilk kez gideceğim.
Geçen sene CPO’dan çıkan Saygun Konçertolar’ın yankıları yurtdışında halen daha devam ediyor. Almanya’nın saygın gazetesi FAZ, Fanfare Müzik Dergisi gibi önemli yayınlarda övgü dolu yazılar çıktı; bir ara Kanada’da en çok satanlar listesine girdi. Bu yılın başında Amerikan VAI etiketiyle çıkan DVD’im de çok güzel tepkiler alıyor.


Yurtdışı ve yurtiçinde çalışmalarımı ağırlıklı olarak konserler oluşturuyor. Arada, programım elverdiği ölçüde uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapıyorum. En son Mart ayında İtalya’da bir yarışmadaydım; çok yetenekli gençler dinledim. Müziğin geleceği adına taze umutlarla doldum!


Bodrum’da bizim bilmediğimiz bağlarınız... Sanat çalışmaları açısından, burada olduğunuz zaman nerede kimlerle kalırsınız? Bir sanat çevreniz var mı, yoksa yalnız tatil mi yaparsınız Bodrum’a gelince?


Bodrum’da en sevdiğim hobim bahçemle ilgilenmek. Eşimle ve çok sayıda arkadaşımla oldukça hareketli bir yaşantımız var ama deniz, güneş ve çalışmalarımı da hiç aksatmıyorum. Piyano çalmadan geçirdiğim tek bir günüm olmuyor.


Kendi başınıza olduğunuz zaman neler dinlersiniz… Sizi hangi eserler dinlendirir? Yahut da gençlerin listeleri vardır Top Ten gibi pop müziğinde. Sizin böyle bir listeniz var mı klasik müzikte?


Her türlü müziği dinlerim, biraz kısmetime ne çıkarsa diyelim, hemen havasına girer keyif almaya çalışırım. Ama klasik müzik dışındaki türleri fazla tanımam; hep bir seferliktir dinleme serüvenim.


Nerede ve kiminle çalmak isterdiniz? Kiminle çalamadığınız için üzülüyorsunuz?


Kirov Orkestrası ve şefi Gergiev ile çalmak isterim. Furtwangler ve Karajan ile çalamadığım için üzülürüm. Keşke onlarla karşılaşmış olsaydım diye düşünürüm hep; birlikte müzik yapmak doyumsuz bir haz olurdu herhalde…



Bu yazı 393 kişi tarafından okunmuştur.
Bu haberi arkadaşınıza gönderiniz

 

 
MichaelJacson'ın ölümünün ardından yazılan bir tür ağıt. Necip Damar tarafından kaleme alındı.

Michael Jackson: Pop Kültürünün en son yıldızı. Ölümünün ardından Bodrum Sanat'ta Michael Jackson ile ilgili iki sayfalık bir yazı yayınlandı

Bodrum'un tüm sanat hareketlerini, sanat insanlarını bünyesinde toplayan BodrumSanat Dergisi periyodik olarak Bodrumlife Publications tarafından yayınlanmaktadır.
Online olarak da yayınlanan BodrumSanat dergisini
www.bodrumsanat.com adresinde
okuyabilir, inceleyebilirsiniz.
BodrumSanat dergisi Bodrum'da tüm bayilerde. İmge ve D&R kitapevlerinde,Dibeklihan Sanat Köyünde, havaalanında satılmaktadır. İmge kitabevinden
online olarak satınalabilirsiniz.

 

bodrumlife publications

Bodrum day and night